2 Aralık 2013 Pazartesi

Hem gökyüzünde hem de denizde yıldızlarımız var. Sizce de çok hoş degil mi? 

27 Kasım 2013 Çarşamba

Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım
Alıp başımı gideceğim.
                            Turgut Uyar

26 Kasım 2013 Salı

Düş görmek.

korkulu bir düş görürsem eğer, diyor ikinci ses
korkma, uyandırırım seni, diyor birinci ses.
                                     Ferit Edgü

bazen olur, varsın da yoksundur. tek şeride karşıdan gelen kamyon gibi. kırmızı kamyon gibi. öyle zamanlar da 'iyiki diyorum' her seferinde 'iyiki tek çıkmışım yola.'. çarpmanın şiddetini engelleyecek olan sola kırıp veyahut kırmamak. karar kılmak. düşlerinde ölmüyor insan. o yüzden meydan okuyor ölüme. bu böyle midir hep? gözlerim açık düş görüyorum. insanlar çarpıyor. kırmızı montlu insanlar. 

öyle olur bazen. bugün tuhaf bir gülümsemeyle karşılaştım. tek çift şerit oldu birden. güldüm biraz biraz. çoğalır gibi oldum. minnetar kaldım nezaketine. böyle insanlar halk arasına gizlenmekten hiç mi hiç çekinmezler. şükür ki aralarından birisiyle karşılaştım.
                        -sizi düşlerinizden uyandıran insanları sevin.-     

23 Kasım 2013 Cumartesi

-senin tırnakların niye uzun, çirkin?
-çünkü tırnaklarımı artık annem kesmiyor.

17 Kasım 2013 Pazar

beyinlerimiz kanser.

beynimin içinde yeni binalar dikmeye karar veren halkım yıkım işlemleri ile meşgul. öyle kolay değil baya sağlam dış cepeleri var binalarımın. lakin yıkıyorlar işte. her moloz yığınına binlerce kelebek konuyor öyle birden. ama faydası yok. yarın tekrar ağrıyacak başım. yarın tekrar şairler dikecek yıkılan binaları. ölen kelebekler? boşa değil. koruyorlar zedelenen ruhumu.

ben pişmanlık duyuyorum konuştuğum için. ben sustuğum içinde pişmanlık duyarım çoğu zaman. ya ne bileyim işte hep aynı sorunlar içinde debelenip duruyorum. ne bileyim işte biriside bilsin istiyorum. derin nefesler alıyorum kelime boşluklarında. yarım yamalak...

beynimin ozon tabakası delinmiş, ağaçları kesilmiş. oksijen yetersizliği heralde bu. binlerce darbe halkım isyanda. 'şairlere özgürlük!'. gün içerisinde binlercesi... sigara izmaritleri dolu asfaltım. sorumlusu benim. onca duman. düşünce özgürlüğüme küfürdür bu! ve kısıtlıyorlar. sizleri bizleri iğrenç kalıplarından çıkartmıyorlar. açık konuşalım nefretimi tetikliyorlar. her birey kendi halkını yönetir kafasında. bunun farkındalığına varan insan bilinçsiz eleştirilerini bir kenara koyar kendisiyle uğraşır. insanlığın en çirkin halidir kedini bilmezlik. beyinlerimiz kanser.

13 Kasım 2013 Çarşamba

-

utanç, insanın kendi içinde binlerce orduyla kendisine savaş açtığı tek güçsüz kuvvetidir. gururdan mıdır bilmem bunlar yaşanırken kolumuz kıpırdamaz. öyle de belli etmez kimimiz. ölmek diyorum işte. utanç, ölmenin nefes alıyorkenki halidir biraz.

8 Kasım 2013 Cuma

Hata-1

Başta hata yapıyoruz. Mesela inandığımız şu denizanası hiçbir zaman deniz doğurmadı. Şaka yapmıyorum.

7 Kasım 2013 Perşembe

bana bağırma dedim kaç kere. kendini her kaybettiğinde balıklarım ölüyor. bak yine ölüyorlar. beynimin içinde büyük çaplı intiharlar gerçekleşiyor ve sen susmuyorsun. neden demiyeceğim. yorulmadım ama balıklarım...

bak inkar edilemeyen şeyler var seviyorum doğru. yalan diyen utansın, balıkları ölsün! lakin mutluluğun fazlası bana siret etmemeli. canım yanıyor. ne yapayım. ama bağırma! kaç kere diyeceğim. hastayım ben. çok ları yaşamam yasak. çok mutlu olamam, çok üzgün olamam, çok ağlayamam, çok sinirlenemem. ben karantinanın öteki anlamıyım. ben senin evinim. ama sen sokakları seviyorsun. ben çıkamam. o da yasak. insanların sesleri arabalar bazen martılar...  özlüyorum. ama çıkamam.

28 Ekim 2013 Pazartesi

Kalbimin en kararmış köşelerini törpülüyorum. Ve bakıyorsun öyle. Kuşkusuz pişman olacaksın. En büyük pişmanlığın ben olacağım! 
    

14 Ekim 2013 Pazartesi

Hiç unutmam


Ben küçükken

Insanlar ölmez,

Bakkallar kapanmaz,

Tırnaklar uzamaz,

Papatyalar hiç solmazdı.

13 Ekim 2013 Pazar

Kendime sürekli hatırlatmam gerekiyor:
-Kızım hayat senin duygularına göre değişmiyor, yapman gerekeni yap!
Ama inanın bazen beni ben bile dinlemiyor.
Var öyle bir dünya.
Gözünüzü kapatıp açtığınız yerde,
Kuşkusuz yaşıyoruz.

6 Ekim 2013 Pazar

Laf lafı açar bayım.

Dünya
Sen
Ne 
Güzel
Şeysin
Öyle(!).

Kuşların kafesi, bizim dünyamız. Öyle farksız. Böyle uçup gidilesi. Hayallerimiz kurtarır bizi. Buna izniniz var ise. Evet! Korkağın tekiyim, bu yüzden kaçıyorum. Kelimelere sığınıyorum. Onlar seviyor kaçan ruhları. Ziyadesiyle rahatım yerinde bayım. Içiniz rahat etsin. Gülüyor musunuz? Gülün tabi. Gamzelerinizden öpüyorum bayım.
Kuşlar bizi sevmiyor mu bayım?

1 Ekim 2013 Salı

öyle ya ince ince dökülüyorum kendimden.
mutluluğumu bağladığım her düğümü çözüyorum.
sonra işte
böyle zorlaşıyor yazmak.


iyi günler geçirin.

28 Eylül 2013 Cumartesi

Büyük gemiler de yok artık bayım
Büyük yelkenler de
Büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
İşte az önce bir karabatak daldı suya
Bir süredir kayıp
Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
Kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
Bir gül, bir güle derdi ki görse
Yalan söylüyorum
Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.
                                                                      -Didem Madak
                                                                    

27 Eylül 2013 Cuma

"Yepyeni günler başlayacak. Süt kokulu bir dünyaya erişeceğim."    

Sait Faik Abasıyanık

22 Eylül 2013 Pazar

'Elimden gelmiyordu.'

   'Tanıyordum elimden gelmiyordu
    Yoksa ne güzel aldanacaktım.'
                          Turgut Uyar.


Kaç satır sildim belli değil. Arkadan çalan müzik olsa gerek. Yakıştıramıyorum cümlelerimi. Olur arada gücenme. Sen devam et. Bizsiz, sizsiz, eksiz. Ne çok sevdim ama hadi gülsün yüzün biraz. Gücenme bak, benden bu kadar.  Hadi ama bırak şu oyunu. Farkında degil misin? Sen ruhumu yoran, kalbime tesir edemeyensin. Isterdim acımız bir olsun. Yazdıkça sen olayım istedim. Neden yaptın bunu? Tamam soru yok. Gücenmek yok.


16 Eylül 2013 Pazartesi

Sana saklanabilir miyim
-Göz çukurlarının en kuytu köşesine-
Bana yardım et

11 Eylül 2013 Çarşamba

Insan nasıl unutur kırgınlığı?

Kimseye ikinci bir şans vermeyeceğini iddia eden sen, kalbin yalancı. Kim bilir kaç kez affedilmişsindir. Hayır sana inanmıyorum. Üstelik kimseyi kırmadığını söylüyorsun. Ahhh ne büyük yalan! Kırılan insan susar. Kırılmayı bilseydin bunu da bilirdin. Eğilme çocuk. Gücüne güç kat. Kendini ancak bu şekilde saklayabilirsin insanlığından.

Hayır kabul etmiyorum hata yapan insanı sevmeyeni. Onca kalbi kırdım bir o kadar kırıldım. Hepsi benim hayatımın parçası. Hanginiz bunu inkâr edebilir?
Ama yapıyorlar. Işte bundandır bazılarımızın kendini olduğu yere ait hissedememesi. Ikinci bir şansı layık görmediğiniz insanlara ihtiyacım var.

Lütfen siz de yapmayın.